Anayasa Mahkemesi, “Ortaokullar ile Ortaöğretim Kurumları İçinde ve Dışında Uyulacak Kurallar ve Disiplin (Değişiklik) Tüzüğü”nü iptal etti. Mahkeme, düzenlemenin laikliğe aykırı olmadığına karar verdi ancak Bakanlar Kurulu’nun yetki aşımı yaptığına hükmetti.
Buna göre, bu tür bir düzenleme tüzükle değil, Cumhuriyet Meclisi tarafından yasa yoluyla yapılmalı.
”DİNİ ÖZGÜRLÜKLERİ GÜVENCE ALTINA ALINMALI”
KKTC Din Görevlileri Derneği, iptal kararının ardından siyasilere çağrıda bulundu.
Dernek açıklamasında, toplumun farklı inanç ve görüşlere saygılı bir yapıya sahip olduğunu hatırlatarak, başörtüsünün sadece bir kıyafet değil, inançların ve özgür iradenin bir yansıması olduğunu belirtti.

Özellikle son dönemde yapılan açıklama ve söylemlerin toplumda huzursuzluk yarattığı belirtilen açıklamada, Avrupa ve dünyanın farklı coğrafyalarında başörtülü öğrencilerin eğitim sistemine dahil edildiği uygulamalar örnek gösterilerek, KKTC’de de benzer anlayışın sağlanması gerektiği vurgulandı.
YASAL DÜZENLEME ÇAĞRISI
Din Görevlileri Derneği’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
”Kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve Anayasa Mahkemesi’nin, içeriğinin değil de usul olarak anayasaya aykırı gördüğü, başörtüsüyle ilgili tüzüğün iptal kararı ve buna bağlı olarak bazı grupların din ve inanç özgürlüğünü hedef alan söylem ve dayatmaları, toplumumuzda ciddi bir huzursuzluk yaratmıştır. KKTC Din Görevlileri Derneği olarak, bu gelişmeleri büyük bir hassasiyetle takip ettiğimizi kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
Kıbrıs Türk halkı, tarih boyunca inançlarına saygılı, hoşgörüye dayalı bir yaşam anlayışını benimsemiş, farklı görüş ve değerler ile barış içinde yaşamayı başarmış köklü bir toplumdur. Bu bağlamda, bireylerin hangi dine ya da inanç sistemine inanırsa inansın, dini inançlarını özgürce yaşama hakkı, çağdaş ve demokratik toplumların vazgeçilmez bir ilkesidir. Bu hak, sadece anayasal bir güvence değil, aynı zamanda temel bir insan hakkıdır.
Şu iyi bilinmelidir ki başörtüsü, inananlar için sadece bir kıyafet ya da tercih değil, inançlarının ve özgür iradelerinin bir yansımasıdır. Dolayısıyla, bu konuda alınan kararlar ve yapılan açıklamalar, sadece bir hukuk meselesi değil, aynı zamanda fıkhi ve vicdani bir meseledir.
İçinde yaşadığımız 21. asırda, bugün neredeyse batı ülkeleri olsun Avrupa ve Dünyanın farklı coğrafyalarında, çeşitli hukuk düzenlerinde başörtülü öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin eğitim sistemine dâhil edildiği uygulamalar mevcut iken hemen hemen her konuda Avrupa ve batı medeniyetlerini örnek olarak gösteren ülkemizde, başörtü neden sorun olmaktadır.
Dolayısı ile din ve vicdan özgürlüğü temelinde, bu ülkede siyaset yapan tüm paydaşlara büyük sorumluluk düşmektedir. Toplumun geniş kesimlerinde rahatsızlık yaratan bu tür sorunlar karşısında, milletvekilleri ve ilgili tüm siyasi aktörler, Meclis çatısı altında gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirerek, halkın dini inançlarına saygı gösteren, özgürlükleri güvence altına alan ve toplum vicdanını rahatlatan adımlar atmalıdırlar. Atılacak olan bu adımlar, sadece hukuki bir gerekliliğin yanı sıra toplumsal barış adına önemli bir sorumluluktur.
Bizler, Din Görevlileri Derneği olarak, tüm siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini, hukukçuları ve toplumun tüm kesimlerini, din ve vicdan özgürlüğü temelinde sağduyulu ve birleştirici bir yaklaşım sergilemeye davet ediyoruz. Kutuplaşmaya, ötekileştirmeye ve dayatmalara zemin hazırlayan her türlü tutum ve söylemden uzak durulmalı; toplumumuzun inanç değerlerine saygı temelinde ortak bir uzlaşı zemini oluşturulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, inanç özgürlüğü, demokratik bir toplumun olmazsa olmazıdır. Başörtüsü de bu özgürlüğün bir parçasıdır ve hiçbir birey inançları nedeniyle ayrımcılığa uğramamalıdır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”
