Haber: M. İrşad Esen
ABD Başkanı Joe Biden, telefonda konuştuğu Netanyahu’nun iki devletli çözümü kabul edebileceğini söylemişti.
İki liderin son bir ayda yaptığı ilk konuşma sonrası gazetecilere konuşan Biden, Netanyahu başbakanlık görevindeyken, Filistin devletinin kurulmasının mümkün olduğunu kaydetmişti.
Biden, “İki devletli çözümün farklı modelleri var. Birleşmiş Milletler üyesi olan, ama bir ordusu bulunmayan birçok ülke var” demişti.
NETENYAHU YİNE KABUL ETMEDİ
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bir Filistin devletinin kurulmasına karşı olduğunu belirterek bir kez daha reddetti.
Netanyahu, Filistin devletinin kurulmasıyla ilgili politikasını Hamas’ın yok edilmesine bağlı olarak açıkladı.
İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, ”Başbakan Binyamin Netanyahu, Hamas yok edildikten sonra İsrail’in Gazze’de güvenliği sağlaması gerektiği yönündeki politikasını, Başkan Biden ile yaptığı konuşmada bir kez daha vurguladı. Bu güvenlik gerek, Filistin’in egemenliği talebi ile çelişiyor” denildi.
Netanyahu’nun sert duruşu, uluslararası toplumda ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından “kabul edilemez” olarak değerlendirildi.
Guterres “Filistin halkının kendi devletlerine sahip olma hakkına herkes saygı göstermeli” mesajını verdi.
BM’nin New York’taki Genel Merkezi’nde 23 Ocak’ta Filistin gündemiyle özel bir toplantı yapılacak.
Netanyahu’nun politikası, uzun süreli bir çatışma ve gerilimin devam etmesine neden olabilir. ABD’de bazı çevrelerde, İsrail’e askeri yardımların koşullara bağlanması görüşü güçleniyor.
Netanyahu’nun ideolojisi, Filistin devletinden ve iki devletli çözümden kaçınma eğilimindeydi.
Bu açıklamadan kısa süre önce ABD Başkanı Joe Biden, telefonda konuştuğu Netanyahu’nun iki devletli çözümü kabul edebileceğini söylemişti.
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby de, iki ülkenin farklı görüşte olduğunun çok açık olduğunu söylemişti.
Netanyahu, Şeria Nehri’nin (Ürdün Nehri) batısındaki tüm toprakların İsrail’in güvenlik kontrolünde olması gerektiğini savunuyor.
7 Ekim saldırısı sonrası İsrail’e açık askeri destek veren ABD yönetimi, Gazze’deki ölü sayısındaki katlanarak artışı sonrası Tel Aviv’e yaptığı çağrıların tonunu değiştirdi.
ÖLÜ SAYISI 25 BİNİ GEÇTİ
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı sözcüsü Eşref el-Kudra Pazar günü yaptığı açıklamada, son 24 saat içinde 178 kişinin öldürüldüğünün doğrulandığını, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında üç aydan fazla sürede ölenlerin sayısının 25.105’e ulaştığını söyledi.
Filistinli yetkililere göre İsrail’in Gazze’ye saldırısında en az 62 bin 681 kişi yaralandı.
Bölge nüfusunun yaklaşık yüzde 85’i yerinden edildi; binlerce kişi, kıyı bölgesinin güney kısmındaki BM tarafından işletilen kamplarda kötü koşullarda barındı.
BM, Gazze’de “kıtlık benzeri” koşulların bulunduğunu, 2,3 milyonluk nüfusun yaklaşık dörtte birinin aşırı açlıkla karşı karşıya olduğunu söyledi .
Çatışmalar ve İsrail’in sevkiyatlara getirdiği ciddi kısıtlamalar nedeniyle ihtiyaç duyulan yardımın yalnızca küçük bir kısmı ulaştırıldı.
BM’ye göre savaşın en büyük mağdurları kadınlar ve çocuklar.
İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM SÜRECİ HAKKINDA…
İki devletli çözüm anlaşmasının taslağı, İsrail ve Filistin arasındaki müzakereler sonucunda 1993 yılında oluşturuldu. İki devlet, birbirini tanıma kararı aldı.
TOPRAK ANLAŞMALARI (OSLO SÜRECİ)
Oslo süreciyle barış için toprak anlaşmaları yapıldı. Filistin Yönetimi, 1967’de İsrail tarafından işgal edilen topraklarda özyönetim kurma hakkı elde etti.
KALICI SORUNLAR
Askıya alınan “kalıcı statü sorunları” arasında 1948’deki Arap-İsrail Savaşı sonrasında oluşan Filistinli mültecilerin durumu ve Doğu Kudüs’ün statüsü bulunuyor.
CAMP DAVİD ZİRVESİ (2000)
2000 yılında Camp David’de yapılan zirvede, İsrail Başbakanı Ehud Barak ve Filistin Yönetimi Başkanı Yaser Arafat arasında anlaşma sağlanamadı.
Taraflar, başarısızlık sonrasında birbirlerini suçladı. Filistinliler, anlaşmayı yetersiz buldu; İsrailli ve ABD’li yetkililer ise Arafat’ı cömert bir anlaşmayı reddetmekle suçladı.
GÜVENLİK VE YERLEŞİM
İsrail’in Filistin’e güvenlik kontrolünü devretmesiyle birlikte, Yahudi yerleşim faaliyetleri devam etti. Filistin nüfuslu bölgelerde güvenlik kontrolü Filistin’e geçerken, yatırımlardan vazgeçildi.
Hamas, 1987’de kuruldu ve barış sürecinde El Fetih’in tavizlerine karşı çıktı. 1994’ten itibaren görüşmeleri sabotaj eylemleriyle engelledi.
Yahudi yerleşimciler, topraklarını genişletmek ve güçlendirmek için müzakerelerin ertelenmesini fırsat olarak kullandı.
