Macaristan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğini Mart ayı başında parlamentoda oylayacak.
Parlamentonun internet sitesinde, konunun önümüzdeki hafta mecliste tartışılacağı ve 6-9 Mart tarihleri arasında her iki ülke için ayrı ayrı oylama yapılacağı belirtildi.
Macar muhalefeti daha önce görüşülmesi ertelenen konuyla ilgili Viktor Orban hükümetini eleştiriyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile “İlişkileri koruyan” Başbakan Orban, savaşta Kiev’e silah göndermeyi reddediyor; acil ateşkes ve barış görüşmeleri çağrısında bulunuyor.
Budapeşte yönetimi, Finlandiya ve İsveç’in Atlantik ittifakına katılma başvurularına “Hiçbir itirazı olmadığını” dile getiriyor.
“TUTUMUMUZ NET”
Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, ocak ayı sonunda “Tutumumuz net. NATO’nun genişlemesini destekliyoruz ve Şubat ayında parlamento tekrar toplandığında konu gündeme gelecek, hızlı bir şekilde çözüme kavuşturacağız” demişti.
İki İskandinav ülkesinin başvurusu, NATO üyesi 30 ülkenin tamamı tarafından oybirliğiyle kabul edilmesi gerekiyor. Şu ana kadar Türkiye ve Macaristan dışında bütün ülkeler başvuruyu onayladı.
Ankara’nın “Teröristlere ev sahipliği yapmaya son vermeye” çağırdığı İsveç’te Türkiye karşıtı gösteriler ve Kuran yakma eylemleri sonrası iki ülke arasındaki görüşmeler çıkmaza girdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat ayı başında sadece Finlandiya’nın üyeliğinin onaylanabileceğini ifade etmişti.
İSVEÇ’TEN KURAN YAKMA EYLEMLERINE YASAK
Son dönemde İsveç’te yaşanan ve geniş çaplı protesto gösterilerini tetikleyen ve NATO üyeliği için Ankara’nın onayını bekleyen İsveç’le Türkiye’nin arasındaki ilişkilerin gerilmesine neden olan Kuran-ı Kerim yakma eylemlerine karşı, İsveç polisinden yeni bir adım geldi.
İsveç basınına göre, İsveç polisi İslam aleyhindeki eylemlerin ülkenin uluslararası çıkarlarına zarar verebileceği ve güvenlik endişesi oluşturabileceği nedeniyle yasaklanmasına karar verdi. Stockholm Polisi Sözcüsü Ola Österling, şu ana dek iki gösteri talebinin reddedildiğini bildirirken, diğer kutsal kitapların yasak kapsamında olmadığı belirtildi. Mahkemenin, bu yasağı düşünce özgürlüğünün ihlali kapsamında değerlendirerek bozabileceği belirtilirken, yasağa ülke içinde de eleştiriler yöneltildi.
