Kökenleri
Homeros söylencelerine göre Salamis, Kral Telamon’un, Truva Savaşı’nda ölen kardeşi Ajax’ı koruyamadığı için Kıbrıs’a sürgüne gönderdiği, Truva Kralı Laomedon’un kızı Hesione’den olma oğlu Teucer tarafından kurulmuştur.
Tarihi
Salamis’in, Tunç Çağı’nın sonlarına, yani yaklaşık MÖ 1100’lere kadar Kıbrıs’ın başkenti olduğuna inanılmaktadır. Sırasıyla Asurlular, Mısırlılar, Persler ve Romalılar da dahil olmak üzere birçok uygarlık tarafından yönetilmiştir.
Şehir, özellikle MÖ 1075’te gerçekleşen büyük bir depremin ardından, bakır ticaretinin merkezi olan Tuzla’da (Enkomi) yaşayanların Salamis’e taşınmasıyla sınırlarını genişletmiştir.
Salamis sözcüğüne ilk kez MÖ 6. yüzyıla ait yazıtlarda rastlanmaktadır. Salamis’te ilk sikkeler, yine aynı yüzyılda, Pers İmparatorluğu döneminde basılmıştır.
Büyük İskender’in ölümünün ardından (MÖ 323) Kıbrıs Ptolomy’nin kontrolüne girince şehrin servetleri azalmaya başlamıştır.
Roma döneminde, adanın resmi başkenti Baf olmasına rağmen, Salamis tekrardan adanın en önemli ticaret merkezi haline gelmiştir. 1950’lerde başlayan kazılarla ortaya çıkarılan kalıntıların çoğu bu döneme aittir.
Venedik döneminde, alandan birçok sütun ve heykel parçası çıkarılarak başka yapılarda kullanılmıştır.
Ayaklanmalar ve Doğal Afetler
MS 332 ve 342’de meydana gelen depremler ve ardından bir dizi gelgit dalgası bölgeyi kargaşa içinde bırakmıştır.
Bizans İmparatoru II. Constantius, MS 368- 403 yılları arasında Kıbrıs’ın başkenti olan, Constantia adını vediği daha küçük bir şehir inşa ettirmiştir.
Ancak MS 647’de gerçekleşen Arap akınlarından sonra şehir bütünüyle tahrip olmuştur. 648 yılında da kentin son sakinleri de Arsinoe’ye (Mağusa) taşınmıştır.
İronik bir şekilde doğa, yüzlerce yıldır kum katmanları altında keşfedilmediği için sitenin korunmasına yardımcı olmuştur. Bu nedenle, sık sık MS 79’da Vezüv yanardağının patlamasından sonra metrelerce kül ve ponza taşı altında gömülü kalan Roma kenti Pompeii ile karşılaştırılmaktadır.
Salamis’in ayrıca Apostolik Çağının en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilen Saint Paul’un yolculuğunun ilk durağı olduğuna inanılmaktadır.
GYMNAZİUM
Spor ve egzersiz yapmak için kullanılan Salamis’in en görkemli bölümü gymnazium dört yanı sütunlu ve üstü kapalı revaklarla çevrili bir avlu ile başlar. Augustus döneminde (MÖ 31 – MS 14) ortasına taş bir havuz yapılmış ve imparatorun heykeli dikilmiştir. Sütunların, sütun başları ve altlıklarının bir kısmı 4. yüzyıldaki depremlerden sonra tiyatrodan getirilmiştir.
AGORA (TAŞ FORUM)
Burası Salamis’in hem toplantı yeri hem de alış veriş merkezi olup ilk yapılışının Helenistik döneme kadar uzandığı bilinmektedir. Alış veriş alanının ortasında ticaret tanrılarına adanmış küçük tapınaklar, havuzlar ile tanrıların, kahramanların ve ünlü kişilerin heykelleri olurdu.
TİYATRO
Günümüze kadar gelen haliyle Salamis tiyatrosu Augustus döneminden kalmadır. Seyircilere ayrılan kısım aslında 50 sıradan oluşmuş ve 15000 kişi alıyordu. Orkestra kısmında Dionysos’a adanmış bir sunak vardır. Tiyatro İS 4. yüzyıldaki depremlerden sonra bir daha yenilenmemiş ve yıkıntılar inşaat malzemesi olarak kullanılmıştır.
AYA EPİPHANİOS BAZİLİKASI
Kıbrıs’ın en büyük kilisesi olan bu bazilika aynı zamanda Salamis’in de metropolitan kilisesiydi. Bazilikanın Piskopos Epiphanios’un görev süresinde (368-403) yaptırıldığı bilinmektedir. Epiphanios’un mermerden yapılmış mezarı apsidin güneyde kalan bölümünün önündedir.
ZEUS TAPINAĞI
Bu tapınaktan günümüze ulaşan kalıntılar Helenistik dönemdeki ilk tapınağın yıkıntısı üzerine kurulmuş olan Roma dönemi yapısına aittir. Kazılar sırasında Augustus’un eşi Livia’ya ve Zeus’a adanmış yazıtlara rastlanmıştır.
HAMAMLAR
Romalılar, mermer kaplı havuzlar, çeşmeler ve sıcak ve soğuk odaların bulunduğu hamamlar konusunda oldukça takıntılıydı. Osmanlıların kendi kültürlerine adapte edip geliştirdiği Roma hamamları Caldarium (sıcak banyo), Frigidarium (soğuk havuz) ve Sudatoryum (sauna) bölümlerinden oluşmaktaydı.
ROMA VİLLASI
Bir zamanlar iki katlı olan bu yapı sütunlu bir giriş, bir iç avlu ve yarım ay şeklinde geniş bir oturma odasından meydana gelmiştir. Öteki odalar iç avlunun iki yanına kümelenmiştir.
KAMPANOPETRA BAZİLİKASI
4. yüzyılda inşa edilmiş olan bu bazilika, batıda üç koridorlu bazilikaya bitişik, her tarafında kemer altı bulunan geniş sütunlu dikdörtgen bir avludan oluşmaktaydı. Odalardan birinin döşemesini süsleyen, küçük ve renkli taş parçalarından yapılmış mozaik göz alıcıdır.
