Kamu İhale (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nda değişikliğe giderek özellikle su ve elektrik gibi enerji konularında ihalesiz sözleşme imzalama yetkisi isteyen hükümet yapmak istediği değişikliği Meclis gündemine getirdi.
Haber Merkezi
Böylelikle ülke gündemi gerilim dolu günleri yaşamaya başladı. Peş peşe yapılan açıklamalarda suçlamalarda karşılıklı olarak sürüyor.
Sorunların ana kaynağında ise AKSA ile yapılması muhtemelen yeni bir sözleşmenin imzalanacak olması yatıyor.
Ülkenin AKSA ile olan elektrik alım sözleşmesi 1 yıl içerisinde bitiyor. AKSA’nın yerine herhangi bir alternatif bulunmuş değil. Eğer imzalanmazsa otomatik olarak 4 yıl daha AKSA ile sözleşme devam edecek. Böylelikle yeni bir sözleşme imzalanmadan 4 yıl daha aynı anlaşma devam etmiş olacak.
SOYER İMZALADI
Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIBTEK) ile 2003 yılında yapılan beş yıllık sözleşme imzalandı ve 2009 yılında 15+3 yıl olarak 2027 yılına kadar uzatıldı. Sözleşme ABD doları bazında ve alım garantili olarak 2003 yılından beri devam ediyor.
Aksa ile yapılan bu sözleşme zaman zaman siyasi olarak eleştirelse de, o dönemlerde Kıbtek santralleri yetersiz kaldığı için Rum Yönetimi’nden 40 megaWatt’lık elektrik alınıyordu.
O günün koşullarında oradan gelen elektrik belirli aralıklarla veriliyordu. Bu durumda da ülkenin genelinde dönüşümlü ve saatler süren kesintiler yaşanıyordu.
Kıbtek’e ait santrallarda ise 2007 – 2008 yıllarında 90 ile 105 megaWatt’lık elektrik üretiliyordu.
Aksa ile sözleşmeyi, dönemin CTP Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer Başbakanlığındaki dönemin hükümeti imzaladı.
O günden bu güne tartışmalar sürekli devam ederken zaman zaman da imzayı atan dönemin Başbakanı Ferdi Sabit Soyer hedef alınarak sert eleştireler yöneltiliyor.
SOYER, KUZEY KIBRIS TV’NİN CANLI YAYINDA ANLATTI
Ferdi Sabit Soyer, Ahmet Kaptan’ın hafta içi sunduğu ”Kaptan’ın Günlüğü” programına konuk oldu.
Soyer o günlerde yaşananları tüm detayıyla anlattı.
Bazı konuları ilk defa Kuzey Kıbrıs TV’de açıkladığını belirten Soyer Türkiye’den kendilerine nasıl baskı yapıldığını da anlattı.
Soyer’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Hükümet olarak inatla meclise bir yasa sevk ettin. Ve önünde bu yasayı niçin sevk ettiğine dair kimseye de inandırıcı bir açıklama yapamadığın bir çaresizlik içindesin. Çünkü başka niyetin var. Senin ve bu çerçevede bu krizi sen yarattın.
1974 öncesinde, Kıbrıs Türk sanayi işletmeleri, Kıbrıs Türk turizm işletmeleri, Kıbrıs Türk Denizcilik Şirketi ve benzeri bir hayli işletmeler oluştu.
Bunların yönetim büyük bir ölçüde çoğunluk Türkiye’den ve yönetim kurulu başkanları da Türkiye’den geldi. Gerekçe de neydi? Yeterli eleman ve bu konularda bilgi sahibi insan toplumda o dönemin koşullarında yoktur.
Kıbrıs Türk Devleti kurulmadan öncesinde de Kıbrıslı Türkler yönetimden izole edilmişler.
Zaten Rumlar bir EOKA anlayışıyla ve ilhak etme ve Kıbrıslı Türkleri tüm devlet dairelerinden uzaklaştırmışlardı. Tecrübeleri yoktu. Sol felsefede de vardır bu. Her olay kendi gününde ve kendi şartlarında değerlendirilmesi gerekiyor.
Ancak burada en mühim mesele şudur.
Bir tek elektrik konusunda kit kurulmadı ve daire olarak kuruldu.
Elektrik Rum tarafından alındığı için ve bu çerçevede buna para da ödemediği için sen bununla ilgili bir üretimin yok.
Yalnızca belli bir dağıtım mekanizman var. Ve bu dağıtım mekanizmasına bağlı teknik eleman istihdam etmen gerekiyordu.
1976’dan sonra çok partili yaşama geçtik.
1980’de olan seçimlerde CTP ve TKP seçimleri kazandı ama hükumet kurdurulmadı. 1981’de Türkiye’deki darbe yönetimi hükümeti kurdurtmadı. O dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan tarihine kadar, Kıbrıs Türk Federe Meclisi’nde Alpay Durduran, Ergün Vehbi ve o dönemin Kıbrıs Türk Mimar Mühendisler Birliği Odaları termik santralin kurulması için devamlı konuşmalar ve açıklamalar yaparlardı.
”Bu elektriği bu santral oluşturulmazsa ve üretime girmezsek gelecekte toplumun başına bu bela olacak. Şimdi Rumlardan beleş alırsınız elektriği ve bunun için halktan da para toplarsınız. Bu kaynağı kullanarak, bu üretkenliğe girmemiz lazım.”
Sayısız konuşmaları ve açıklamaları var bu konularda. CTP’li ve TKP’li vekillerin ve aynı zamanda dönemin Kıbrıs Türk mimar mühendis odaları birliğinin değişik yöneticilerinin uzmanlarının bilgi sahibi insanlarının yaptıkları talepleridir bunlar. Hiçbir şey olmadı.
1974’ten 1994’e kadar Rum Yönetimi’nden elektriği aldık ve para ödemedik.
Tam 21 yıl boyunca Rumlardan elektrik bedava alındı ve halktan da para toplandı.
Hükümette olan UBP’li kadroydu ve tek başınaydı. 21 sene memleketi Ulusal Birlik Partisi tek başına yönetti. Tek başına bir iki tane küçük koalisyon gibi oldu ama ondan sonra o koalisyon dediği noktaları da içine aldı. Ve hep tek başına yönetti.
Bir tek 1988 seçimlerinden sonra kısa süreli bir UBP TKP koalisyonu dönemi yaşandı. Onu da bitirdiler. Ve ondan sonra o partilerden ya da diğer başka partilerden, milletvekillerinin transferiyle 1976’dan 1994’e kadar tek başına yönetti.
Ulusal Birlik Partisi 50 kişilik Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 45 milletvekili inanın tek başına hükümmetti.
Ve sen yirmi bir yılda çivi çakmadın. Rumlardan beleş aldın, yirmi bir yıl boyunca da parayı da halktan topladın.
1994’te bize de o dönemin UBP’lileri Rumcular, hainler diyorlardı. 1994’te DP – CTP Koalisyonu vuruldu.
Biz hükümet olduk Rumlar elektriği kesti.
Bu ne nasıl iştir bu iş? 1976’dan 1994’e kadar alemin milliyetçisi kesilen bu iktidara beleş verdiğin elektriği ve bunların Rumcu dediği bir hükümet kurulur, kurulmaz. Ne oldu da kestin elektriği? Ne oldu? Hani bir Rumcuyduk be? 21 senede beleş verdin elektriği biz geldik kestin.
Teknecikteki inşa ettik. Teknecik’teki altmışlık iki tane yüz yirmi megavatlık santrali el birliğiyle kurduk.
Bunları yaparken dönemin Türkiye Büyükelçisi Cahit Bayar Bey’e hep adını anarım. Ve Öner Gülyeşil Bey’e müthiş bir teşekkür borcu bu.
Ve bize yol gösterdiler. Çünkü bizim memleketimizde teknik eleman yoktu termik santrali işletecek olan. Ve Öner Gülyeşil Bey’in önerisi üzerine bu teknik elemanları aldık.
Öner Bey ile Gülyeşil Bey’in önerisiyle sınav usulüyle tekneciye mühendis, teknisyen, her alanda insan aldık. Bunlar daha santral yapılırken eğitildi.
Türkiye’ye ile Viyana’ya eğitime yolladılar. Ve oradan başarı belgeleriyle geldi bu gençlerimiz.
NEDEN DEVRET YOK
UBP Milletvekilleri Yap -İşlet ve Devret’in neden devret bölümünün olmadığını CTP’ye soruyprlar.
UBP bu soruyu neden bize soruyorsun?
Bu soruyu sen fahri genel başkanın sayın Doktor Derviş Eroğlu’na sorman lazım.
Çünkü o sözleşme 2022’de imzalandı. Sayın Eroğlu ve rahmetli sayın Tarım Bakanlığı döneminde veya yap işlet olarak imzalandı.
Onca yanlışın içinde Eroğlu doğruyu yaptı.
Eğer devret deseydi, devredileceği zamanda alacağın hurdayı da ödeyecektik.
1994’te Teknecik’te ilk üretime başladık. Ansızın grev ilan ettiler.
Önder Konuloğlu’na ”santralin mülkiyeti şu anda bize aittir. Ve bu grev nedeniyle zarar görecek. Bu yüzden Türkiye’den ekipler geliyor. Santrali devralacak.” dedim ve korktular grevi sonlandırdılar.
Vakıflar Bankası’ndan kredi çektik ilk defa 20 bin ton yakıt aldık.
AKSA İLE SÖZLEŞME DÖNEMİ
Türkiye’den hiçbir firma başvurmadı. Yerel hiçbir firma da başvurmadı. Perde gerisindeki siyasal ayak oyunlarını bilirim ama anlatamam. Çünkü ispatım yok.
Şimdi teknecikteki santral Koptu. Bitti. Çünkü bin dokuz yüz doksan dört, doksan beşten o güne kadar yedeğimiz olmadığı için kordon çalıştı.
Teknecik’teki eski santral ansızın bozuldu. Her metalin ömrü olduğu gibi onun da ömrü orada bitti. Kaldı ki elektriksiz.
Ahmet Hüdaoğlu, Ahmet Uzun, o zaman Hüseyin Öztoprak Bey, eee şey ona bağlı. Ne derler? Enerji ona bağlı. Diğer bütün yetkililer hepimiz partideki arkadaşlarla milletvekillerimizi aydınlattık ve bir şeyler yapmamız gerektiği kararına vardık. Bununla ilgili arayışa başladık. En pratik arayış güneyden elektrik almaktı.
Bunun için Dimitris Hristofyas’ı aradım. O da Meclis Başkanı’ydı. 3-4 ay boyunca bize elektrik vermenizi rica ederim dedim ve nakit parasını ödedik.
Türkiye enerji bakanı ile Aksa’nın yönetim kurulu başkanı geldi.
Bize dendiki bunları devredin, bunlar size derhal efendim kurallar yeni santraller hallederler. Kabul etmedik. Reddettik. Bunun üzerine öfkelendi. Bana tek kuruş destek olunamayacağını söyledi. Teşekkür ederim dedim.
Çekti gitti. Tabii orada bin bir macera yaşadık. O ayrı bir konu.
Bunun üzerine oturduk ve bu kararı verdik.
Derhal bu santralleri alacağız ve bütün bu işleri bitireceğiz. Çünkü biz iki yıla yaydıydık bunun bitmesini. Sekiz ayda bitireceğiz bunu dedik ve bitirdik.
Santralı devreye koyduk.
Bu yatırımları 6 santral geldiği, iki tanede opsiyon yerini hazırladık. Ve bütün bunlar yatırım yaptık ama yetersizlik. Neden yetersizlik? Çünkü bunları belli periyotlarda bakıma alman lazım. Bakıma aldığın zaman elektriksiz kalacak.
Daha yatırım isteriz çünkü. En az 2 santral daha istedik. Ama onu alacak paramız kalmadı. Onun için yerini hazırladık. Bilahare alacağız bu iki santrali diye hesapladık. Bizim elektriğe ihtiyacımız var. Onun için Aksa’yla bu görüşme yapıldı.
Aksa’yla görüşmeye girdiğimiz zaman bize yedi nokta küsurat sent istedi. Biz iki sent istedik. Teklif ettik. Ay kabul etmem anlaşamadık. Ve ihaleye çıktık. Böyle ihalesiz iş değil.
Arkasından Türkiye’den, Sezai Türkeş, Fevzi Akkaya ortaklığının nezaretinde dönemin Türkiye Büyükelçiliği gözetiminde başbakanının toplantıya davet edildim.
Gittim Hakka Hatun, Sayın Rahmetli Özer Hoca ve tanımadığım insanlar onları ben tanımazdım ve sayın ve o dönemki büyükelçi orada. bulunan ne var? Niçin? Ne olduğu, bunlar Sezai, Türkeş, Fevzi Akkaya ortaklığıdır. Sayın Bakan, evet. İşte buna biz elektrik, santralini devredeceğiz. Bakın siz de günlerdir uğraşırsınız. Yakıt peşinde koşturursunuz. Ve yok girdiği de girmediğiydi. Kurtulun bu işlerden. Ve bu ortaklığa devredelim bunu. Bunlar işletsin Kıb-Tek’i bu çerçevede.
Ben dedim kabul edemem burada bu konuşulamaz. Bu ancak Bakanlar Kurulu’nda konuşulabilir.
İLK DEFA ANLATIYORUM
Görevi devrettim. Bütün o seçim kampanyası boyunca ulusal birlik partisi bizi muhalefet edenlerin hepsi elektriğe zam yaptılar. Elektrik fiyatını ucuzlatacağız. Bol bol vaatler dağıttılar herkes. Biz de bunun düşemeyeceğini, ucuzluk yapamayacağımızı, maliyetin bu olduğunu, idame için buna gerek olduğunu anlatıyordum. Sonuçta insanlar elektriği ucuzlatacağına inananlara oy verdiler.
Ulusal Birlik Partisi kuruldu.
Suna Tatun. Ekonomi ve Enerjiden Bakanı oldu. Bir hafta sonra Sunat Atun bakan olduktan sonra
Elektrik fiyatlarını Düşürmek mümkün değil açıklamasını yaptı.
Bütün kampanyayı bunun üstüne vuranlar bunu açıkladı. Ben de mecliste Sayın Sunat Atun’a teşekkür ettim. Herhangi bir konuda destek istersen ya da bir problem olursa ve fikrimizi sorarsan sana her türlü katkıyı da yapmaya dün de hazırdık bugün de hazır olacağız, yarın da hazır olacağız dedim.
