Kıbrıs’ın ve Karpaz Yarımadası’nın en doğu ucu olan Apostolos Andreas (ya da Zafer) Burnu’nun hemen güneyinde bulunan Apostolos Andreas Manastırı, hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar tarafından kutsal bir yer olarak kabul edilmektedir.
Manastır, Vaftizci Yahya’nın takipçisi ve İsa Mesih tarafından Hristiyanlığı yaymak için ilk çağrılan kişi olması nedeniyle dini unvanı ‘ilk çağrılan’ anlamına gelen ‘O Protoklitos’ olan Aziz Andreas’a (St. Andrew) adanmıştır.
Bizans döneminden beri burada bir manastırın olduğu ve burasının muhtemelen Isaac Commenos’un 1191’de Aslan Yürekli Richard’a teslim olduğu yer olduğu düşünülmektedir. Ancak günümüzde o döneme ait herhangi bir kalıntıya rastlanmamıştır.
Bir zamanlar ‘Kıbrıs’ın Lourdes’i’ olarak bilinen manastır, organize bir keşiş topluluğu tarafından değil, sürekli değişen gönüllü rahipler aracılığıyla hizmet veriyordu.
Manastırın yapı kompleksi, en eski yapıların bulunduğu deniz seviyesinden başlayıp, en yeni konuk evlerinin yapıldığı batıya doğru uzanan geniş bir alanı kaplar. Bu alanın merkezinde, 1867’de Dipkarpaz’ın papazı (1828-1909) Babayuannu İkonomonu tarafından inşa edilmiş ve 1914’e kadar çeşitli eklemeler yapılan neoklasik tarzda bir kilise bulunur.
Mucizeler Yaratıcısı, Rüzgarların Hakimi ve Yolcuların Koruyucusu vasıflarını taşıyan Apostolos Andreas’a adanmış olan manastırda yer alan kilise, görkemli mimarisinin yanı sıra göz alıcı avizeleri ve ikonları ile mekanın mistisizmini arttırmaktadır.
Söz konusu kilise, büyük olasılıkla 15. yüzyıldaki Frank egemenliği sırasında, çevresindeki ilavelerle birlikte inşa edilen ortaçağ şapelinin batı duvarının hemen üzerinde durur. Çan kulesi, kilisenin güneydoğu köşesine 19. yüzyılın sonlarında veya en geç 20. yüzyılın başlarında, 1906’dan önce inşa edilmiştir.
Kilise inşaatı 1867 yılında tamamlanınca Başpiskopos Sophronios II tarafından takdis edilip hizmete girmiş. 15 Ağustos’taki Meryem Ana’nın göğe yükselme günüyle ve St. Andrew’un azizler günü olan 30 Kasım’da manastır ziyaretçi akınına uğrar. (Andrew sadece İskoçya’nın değil, Yunanistan, Kıbrıs ve Rusya’nın da koruyucu azizidir.)
Hristiyan inanışına göre İsa’nın havarilerinden Apostolos Andreas Kudüs’teki Yahudilerin Hıristiyanlara karşı uyguladıkları baskıdan kurtulmak için M.S 31 yılında Kıbrıs’a kaçmak zorunda kalmış.
Önce Karpaz yarımadasına gelmiş ancak bir süre sonra buradan ayrılmak istemiş. Kutsal Topraklara dönmek için Salamis’ten gelen bir gemiye binmiş. Ancak yarımadanın en uç kısmındaki ‘Aphrodite Acraea Tapınak’ kalıntılarının bulunduğu Dinaretum Burnu’ndan geçerken rüzgâr aniden durmuş.
Gemi üç gün boyunca orada hareketsiz kaldığından su stoku tükenmiş. Bunun üzerine karaya çıkan Andreas asasıyla kayalara vurmuş ve yerden bir kaynak fışkırmış.
Andreas gemiye binince, kaptanın gözleri görmeyen 10 yaşındaki oğlunun (hikayenin başka bir versiyonunda bir gözü kör olan kaptanın kendisidir) gözlerini getirdiği suyla yıkamış ve yanına oturarak dua etmeye başlamış.
O anda çocuğun hem gözleri görmeye başlamış, hem de rüzgâr çıkmış. Bu mucizeler karşısında önce kaptan ile oğlu, sonra da yolcular vaftiz edilip Hıristiyan olmuşlar.
Manastırla ilgili anlatılan bir diğer hikayedeyse Alanya’da yaşayan Maria Georgiou isimli bir kadının 13 yaşındaki oğlu Panteli’nin 1895 yılında kaçırılmasından bahsedilir. On yedi yıl sonra, Apostolos Andreas kadına rüyasında görünür ve oğlunun eve dönmesi için manastıra giderek dua etmesini söyler.
Bunun üzerine kadın Larnaka’ya giden bir tekneyle yola çıkar. Yolculuk sırasında anlattığı hikayesi yolculardan arasında bulunan genç bir dervişin çok ilgisini çeker. Kadının yanına yaklaşıp kaçırılan oğlunun herhangi bir ayırt edici işareti olup olmadığını sorar. Kadın bir çift doğum lekesi olduğunu söyleyince, aynı işaretleri ortaya çıkarmak için derviş kıyafetlerini çıkarır ve doğum lekelerini gösterir. Böylelikle anne ve oğul yıllar sonra yeniden kavuşur.
Larnaka’ya ulaştıktan sonra Panteli sakallarını keser ve kilisede yeniden vaftiz edilir. Ardından annesiyle birlikte, kiraladıkları eşeklerle Apostolos Andreas Manastırı’na giderek azize dua ederler. Bu olayın ada geneline yayılması üzerine, manastır, Kıbrıs’ın en önemli ziyaret yerlerinden biri haline gelir.
Apostolos Andreas’a adanan adaklar arasında para, altın, gümüş, ve diğer ziynet eşyaları da bulunuyor. Manastırı ziyaret edenler hastalığın türüne göre, balmumu veya metalden yapılmış göz, kulak, el ve çocuk şeklindeki model adakları azizin ikonunun yanına bırakıyorlar.
Manastıra gelemeyenler ise bir şişeye koydukları zeytinyağı ile adaklarını en yakın yerden denize atıyorlar. Böyle yapılması halinde, rüzgârlara hükmettiğine de inanılan Apostolos Andreas’ın denize atılan şişeleri er veya geç manastırdaki rahiplere ulaştıracağına inanılıyor.
Manastırla ilgili uzun zamandır beklenen restorasyon çalışmaları, UNDP’nin Kıbrıs Kilisesi ve EVKAF İdaresi ile imzaladığı tarihi katkı anlaşmaların ardından Eylül 2014’te başladı. Kilisenin içinde bulunan gynaikonitis (kadın galerisi) genişletildi, 58 ikonla birlikte mihrap, arbon ve ikonostasis restore edildi. Ayrıca kilisenin arka tarafına da yeni bir pasaj yapıldı.
Apostolos Andreas Manastırı o zamandan beri Kıbrıs’ta her iki toplum tarafından tamamen finanse edilen ilk miras koruma projesi oldu. USAID’in katkısı ve her iki toplumdan iki toplumlu bir miras uzmanları ağının taahhüdüyle desteklenen Apostolos Andreas Manastırı, şu anda UNDP’nin Kıbrıs’taki en önemli güven artırıcı projelerinden biridir.
